28 Mart 2012 Çarşamba

Eğitim Şart - 2


Yılların geyiğidir, döner durur mecralarda. Baretsiz girilmeyen şantiyelerde tıfıl mühendisler dikilir tuğla başlarında; elinde kağıt, parmağında kalem hendese halinde. Amele ustabaşı fetvayı vermiş, harcı kardırmış, demiri düzdürmüştür halbuki çoktan. İfrit olur mektepli, alaylının bu el yordamına ve bir türlü yediremez diplomasındaki Dekanlık kaşesinin tek bir puntosuna.

İlk otomobilimiz Devrim'i konu alan Devrim Arabaları'nda da böyle bir sahne var. Emniyet sekmanı ve civata çizmekten nevri dönmüş mühendis, sayıların amaç değil var etmedeki araç olduğunu ıskalayıp gerçekçilikte güdükleşmiştir. Kitaplar dolusu hesap sonunda elde edemediği kıvamı demirci ustasının göz kararında bulunca, vehamet ampul gibi parlar tabi eğitim sistemindeki. Örnekler çoğalır, hatıralar orta yere saçılır. Teori ve pratik arasındaki uçuruma köprü gerdirmeye çalışır bir takım idealist yeni mezun; karar çıkar komiktir: "O boşluk yeşil alan gözüküyor haritada, kusura bakma birader!".

Uzmanlaşmak adına bir üniversite bitirmek gerçek yaşamdaki çözümlerde ne kadar faydalı oluyor ki? Tezgahtar bile kıllanır yanında 2 hafta staj yapıp yöneticisi olan diplomalıya. Ve garabet, bir bankanın veznedarlık sınavında iktisadî eğitimi olmayan, farklı ve ilgisiz birçok bölüm mezununun ter dökmesindedir aslında. Hatta bazısı zırhlı araç şöförü olur ehliyeti olması münasebetiyle. Bu ne diyet bu ne şatobiryan? Yok mu aklı başında bir izahı bu acayipliğin?

Eğitim şart, ama ne eğitim be kardeşim. Böbreği gözünde canlandırarak tanıyan Doktor adayı, Potasyum atomuna mikroskop altında bakamamış Eczacı; ya da tüm özelliklerini bildiği bir ağacı, bir orman gezisinde diğerlerinden ayıramayan Peyzaj Mimarı. Pelesenk hayvan Öglena, terlik biçimli Paramesyum, çizme kalıplı İtalya. Hepsi birer imge mezun olurken bile. Hiçbir gerçekliği yok, hepsi birer inanmışlık sadece müfredata.
Yok belki tutar bir doğru bu dediklerimde. Belki her Fizik öğrencisi izleyebilmiştir teleskopla, tasavvur edemediği gök cisimlerinin kütlesel çekim kanununa ne kadar uygun hareket etttiğini. Belki her Gıda Mühendisi gerçekten görmüştür ağır metal birikiminden kanser olmuş bir karaciğer. Ne bileyim işte, belki çıkacaktır mezunları arasından bir Matematikçi ve anlatacaktır bize, herhangibir Karmaşık Sayı'nın elle tutulur dünyada kaça tekabül ettiğini.

Belki de yalandır belki de topuyla yanlış tespitlerim. Belki eğitim esnasında yeteri kadar toprak kokluyordur Ziraatçı kimbilir! Ama işte şüyuu vukuundan beterdir yahu, şöyle bir elden geçirmeye değmez mi eğitim sistemini?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder