Yoktu bir tasası; zaten umursayanı da yoktu. Elişi kâğıdından kesip yapıştırdı mutluluklarını. Ardı sıra gelirdi hep kırışık ve solmaya hazır hikâyeler.
Kıyısında yürüdü hayatın; hep kıyısında. Deniz yalar yutardı ayak izini, her adım atışında. Ölümü de doğumu gibi hiç toz kaldırmadı yoldan. Güneş aynı güneş, bulut tümüyle aynı, gök desen alelade. Ne bir ağlayan çıktı, ne üzülen konvoydan.
İşte böyle bir adam, kayboldu aramızdan. Doğar gibi olmuştu, yaşadı sayılmıştı. Saatini doldurunca çıktı hayatımızdan.